Türkülerim.net

Türküler

››› Bizim Türküler


A  B  C  Ç  D  E  F  G  H  I  İ  J  K  L  M  N  O  Ö  P  R  S  Ş  T  U  Ü  V  Y  Z  
Duman Almış

Ana Sayfa Kategori :TÜRKÜ HİKAYELERİ

Yılı belli değil, herhalde çok eski, Harput un belli başlı mahallerinden (Hoca Ahmet Asım Efendinin konağının bitişiğinde) birisindeyiz. Burada mütevazi bir aile oturuyor.Bir ana bir oğul bir de gelin. Tanrı bu aileye iki de kız çocuğu vermiş. Birinin adı Nesibe diğerinin Pamuk. Doğrusu ikisi de güzel mi güzel. Fakat Nesibe çok şirin ve cazibeliydi. Bir kış günü baba, satlıcana (zatülcenp) tutularak bir hafta içinde ölüyor. Gel zaman git zaman anaya da bir kısmet çıkarak Yılangeçiren köyüne gelin gidiyor. İhtiyar büyük ana Güllü bacı ise, oğlunun yuvasını bozmadan bu inci gibi torunlarına kanat açarak Harput ta kalıyor. Kızları büyütüp yetiştirmeye çalışıyor... Kızlar gerçi yetişiyorlar fakat evde ana baba baskısı olmadığından serbest, hoppa ve afacan olarak... Nesibe büyüyüp geliştikçe güzelliği de o nisbette artmakta... Boyu, posu yerinde. Yüzünün hat güzellikleri kara kaşları, kara gözleriyle müstesna bir Harput güzeli... Onu kim görürse hayran olurmuş. Onun bu güzelliği az zamanda bütün şehre yayılmış, dillere destan olmuş... Bu haliyle beraber, Harput gibi mutaassıp bir muhitte, serbestçe evinin damına çıkıp damdan ve pencereden gelip geçenleri seyretmeye ve kendisini satmaya başlayınca bütün Harput un dedikodusu Nesibe nin üzerinde toplanır. Harput un çölleri (İstanbul da külhanbeyi, Diyarbakır da perhas, Erzurum da Dadaş ne ise Harput ta da Çölle aynı anlamdadır.) Hiç dururlar mı. Nesibe yi bir kerecik olsun görmek için takip ve tecessüler günden güne çoğalır, tazyikler başlar. Her gece sabahlara kadar pencerelerine, damlarına taş yığdırılmakla rahatsız edilirler. İşte bu hovardaların arasında başka Karali gilin (Kara Ali gil) Mustafa vardır. Elazığ Mebbusu Naci beyin küçük kardeşi Mustafa yakışıklı bir gençtir. Aynı zamanda iyi bir ailenin çocuğudur. Fesinin üstüne ince boyalı yazma sarar, mert, cesur, fakat hovardamı hovardadır. Aynı zamanda saz da çalarmış, Nesibi nin gönlü de Mustafa dadır. Fakat bunun karşısında Hüseynikli Hamdi Çavuş namında bir belalı vardır. (Jandarma sürvarisi ve yağız bir delikanlı) Görevine gidip gelirken Nesibe yi görür, beğenir ve gönlünü kaptırır, Hamdi Çavuş bir taraftan kızı sıkıştırdığı gibi, bir taraftan da büyük anası Güllü bacıya müracaatla Nesibe ye talip olur. Hamdi çavuş hem Nesibe den hem de büyük anadan yüz bulamayınca tehdit ve müdahalelerini sıklaştırır. Güllü bacı daha da ihtiyarlamıştır. Bu durumdan biraz olarak Nesibe yi evinden uzaklaştırmak ve Mustafa beye vermek için Yılangeçirende ki anasının yanına gönderir. Nesibe Mustafa dan ayrılmak istemez, fakat mecburen ağlaya ağlaya anasının yanına gider. Fakat Hamdi çavuş Nesibe nin gittiği yeri de öğrenerek oraya da musallat olur. Orada da gerek kız, gerekse de anasından yüz bulamayınca deliye döner ve elindeki martiniyle Nesibe yi öldürür sonra da atına binip firar eder. Bu acı ve kötü haber Harput ta yayılınca, Harput un meçhul şair ve bestecisi (türkü yakıcısı) bu ezgiyi dile getirir.
Kaynak: Öyküleriyle Halk Türküleri (Notalı) - Hamdi Tanses Anonim - Harput

Gönderen: admin |