Türkülerim.net

Türküler

››› Bizim Türküler


A  B  C  Ç  D  E  F  G  H  I  İ  J  K  L  M  N  O  Ö  P  R  S  Ş  T  U  Ü  V  Y  Z  
GENEL KAVRAMLAR

Ana Sayfa Kategori :FOLKLOR

SOSYAL NORMLAR Toplumsal yaşam, bireyler, gruplar ve cemaatler arasındaki ilişkilerin düzenli bir biçimde sürdürülmesi için bir dizi beklentiyi, kalıp davranışı, işlemi, kaçınmayı ve yasağı gerektirir. Bu türden davranış ve beklentiler sosyal normlar içerisinde kümelenmektedir. Birtakım düzenleyici ve denetleyici mekanizmanın izlerini oluşturan sosyal normlar; sosyal alışkanlıklardan örf, adet, töre, gelenek, görenek ve kanunlara kadar genişleyen bir tabloyu içine almaktadır. Sosyal normların ortak ve belirgin özelliği yaptırımlardır. Yaptırımlar sosyal denetimi sağlamak ve sosyal normlarım etkinliğini ayakta tutabilmek için bireylerin, grupların, cemaatlerin ve topluluğun üzerinde zorlayıcı, kınayıcı ya da özendirici, ödüllendirici tepkilerini ve baskılarını işletirler. Böylece toplumda var olması gereken genel bir uygunluğu düzenler ve korurlar. Yaptırımlar kaynaklandıkları öz ve içeriklere göre türlere ayrılırlar. Her bir yaptırımın amacı aynı olmakla beraber, cezalandırma ve ödüllendirme, yasaklama ve denetleme, karşı çıkma ve onaylama bakımından ayrılıklar gösterirler. Normlar gerek bireysel ayrılıklar, gerekse uygulanabilme nitelikleriyle başlıca üç grupta toplanmaktadır. Örfler, adetler ve sosyal alışkanlıklar, halkbilimin çekirdeğini oluşturan bu kesin tanımlar ve sınırlarla birbirinden ayırmak oldukça zordur. Türkçe‘de bu kavramların çoğu zaman bir birine karıştırılarak kullanma yaygınlığı da bu görüşümüzü doğrulamaktadır. Bununla beraber gerek özellikler gerek işlevleri bakımından bu kavramları belirli noktalarda birbirinden ayırmak, örneklemek mümkündür. Örf: Örf sözcüğü Arapça kökenlidir. Dilimize de Arapça’dan geçmiştir. Sözcük olarak karşılığı aşağıdaki anlamlarım karşılamaktadır. 1. Adet, hüküm, gelenek 2.Sarıklıların giydikleri bir çeşit kavuk. Örfler çoğu zaman toplumun katı beklentileri olarak nitelenen birtakım örnek tutum ve davranışlardır. Örfler aynı zamanda toplumun herhangi bir değer sisteminin bünyesini oluşturan temel taşlarını da temsil ederler. Bu değerler sistemi, toplumsal yapının durumuna göre giderek özel bir hukuk sistemine ya da o sistemdeki bir yasa maddesine de gerekçe olur. Örflerin bireyle birey, bireyle aile, bireyle toplumlar ve arkadaşlar, bireyle halk ve ulus arasındaki ilişkileri, davranışları, tutum ve tavırları düzenleyen ve belirleyen işlevleri vardır. Toplumun her üyesini sürekli olarak baskı altında tutan örfler zorlayıcı, yaptırıcı ya da yasaklayıcı yaptırımlarıyla bireyin grupla, cemaatle ya da toplumla uygunlaşmasını sağlar. Öte yandan yaş, cins, sınıf ve mesleklere göre belirlenmiş çeşitli örfler bunlar arasındaki bağlantıyı koruma, kutlama, pekiştirme ve denetleme işlevleriyle de yükümlüdür. Örflere karşı çıkma kimi toplumlarda yasaya karşı çıkmakla bir tutulur. Hatta zaman zaman yasaların da üstünde tutularak katı ve bağışlamasız bir tutumla birey cezalandırılır. Örneğin namus anlayışına aşırı önem verilen toplumlarda bu çerçeve içindeki değerlerin şu ya da bu biçimde zedelenmesi ve örflerin öngördüğü davranış biçimleriyle yasaya karşı işlenen suçtan daha ağır olarak kabul edilmektedir. Burada örfün dışına çıkan bireyin, iç dünyasında yaratılan çöküntü ve eziklik yasal cezadan daha ağır bir yoğunluktadır. Örfle yasa arasında sıkı bir ilişki vardır. Hatta geri kalmış toplumlarda örfler yasaların işlevini de üstlenmektedir. Kimi durumlarda herhangi bir olayla ilgili olarak yasada bir hüküm bulunmazsa hakim söz konusu olayın niteliğine uygun bir örfe dayanarak karar verebilir. Adet: Adet sözcüğü, Arapça kökenlidir dilimize Arapça’dan geçmiştir. Adet sözcük olarak alışılmış, olagelmiş, görenek, usul, tabiat, topluluk içinde uyula gelen anlamlarına gelmektedir. Yaptırım gücü örfe bakarak daha gevşek ve esnek olan adetin birçok tanımı yapılmıştır; örneğin belirli ve alışılagelmiş ölçüler içinde uygulanan bir topluluğun kültüründen beklenen ya da ondan güç alan tutum ve davranış tarzı, bir topluluğun istediği, çoğu kez gelenek aracılığıyla belirlediği ve saptadığı davranış ve işlem tarzları. Bir toplumun yapmaya ve uymaya alışageldiği ve toplum tarafından yapılması gerekli davranış kalıbı. Tanımlarda da görüldüğü gibi adetin yapısını alışılmış birtakım davranışların giderek, kalıplaşmasını oluşturmaktadır. Örfteki yapılma ya da kaçınma zorunluluğunun yerine; adette yapılmalı ya da yapılmamalı niteliği yer almaktadır. Adetler de tıpkı örfler gibi birçok sosyal içerikli ilişkiyi düzenlemekte, yönetmekte ve denetlemektedir. Toplumsal yaşamın düzenli gitmesinde kuralların uygulanmasında adetler etkili olmaktadır. Örneğin karşılama, uğurlama, sofra düzeni, geçiş dönemleri ile ilgili kutlamalar vb. durumlarla ilgili olarak söylenecek sözler, takınılacak tavırlar ve tutumlar adetlerin alanına girmektedirler. Anane: An’ane de Arapça kökenlidir; dilimize Arapça’dan girmiştir. Sözcük, gelenek, bir söylentiyi inceden inceye araştırıp anlama, hadis ve buna benzer yolda din buyruklarının kimlerden geldiğine göre sıralama anlamlarını karşılamaktadır. Gerek teamül, gerekse an’ane özellikler ve işlevleri yönünden örf, adet ve geleneklerle eş anlamlı sayılırlar. Gelenek: Sosyal normların önemli ve güçlü bir bölümünü de gelenekler oluşturmaktadır. Türkçe gelmekten türetilen gelenek sözcüğü; an’ane ile aynı tutulmaktadır. Bir toplumda kuşaktan kuşağa geçen kültür kalıtları, alışkanlıklar, bilgiler, beceriler, davranışlar vb gelenekler içerisinde yer alır. Gelenekler geniş anlamıyla bir kuşaktan ötekine geçirilebilen, bilgi, tasarım, boş inanç, yaşama biçimi, daha geniş anlamıyla maddi olmayan kültürün tümüdür. Ancak belirli maddi kültür öğelerini ayrı tutmak gerekir, çünkü bunlar ya manevi kültür öğeleriyle bağlantılı ya da onlarla simgelenmiştir. Gelenekler sözlü ve yazılı olmak üzere iki bölüme ayrılırlar. Tıpkı adetler gibi ama onlardan daha güçlü olarak toplumsal yaşamın düzenlenmesinde ve denetlenmesinde önemli rol oynarlar. Nitelikleri bakımından genellikle tutucu olan gelenekler aile, hukuk, din ve politika gibi toplumsal kurumlar üzerinde daha etkilidirler. Bunlara bakarak bilim ve sanat geleneklerin daha az etkisi altındadır. Bireyin bağlı bulunduğu grubun ya da toplumun geleneklerine karşı çıkması, bu karşı çıkışın derecesine göre bireyin toplulukça aforozundan saldırıya uğramasına, hor görülmesinden alaya alınmasına kadar genişleyen tepki türlerinde biçimlenir. Geleneklerin tıpkı örfler gibi yasalarla belirlenmiş türleri vardır. Gelenekler genellikle yasalardan çok daha geniş bir alanı yönetirler. Köstekleyici, gelişmeyi önleyici gelenekler olduğu gibi destekleyici dayanışma ve yardımlaşmayı düzenleyici gelenekler de vardır. Görenek: Göreneğin, örfe, adete geleneğe bakarak yaptırım gücü daha zayıftır. Örfteki “yapılma” zorunluluğu, adet ve gelenekteki “yapılmalı” özelliği göreneklerde “yapılabilme” niteliğini alır. En yaygın tanımıyla bir şeyi görüle geldiği gibi yapma alışkanlığı olan görenek öteki sosyal alışkanlıklar gibi gerekli ve uygun görülenleri kapsar; ama bunların mutlaka yerine getirilmesini istemez. Öteden beri yapıla gelmekte olan, fakat henüz adet durumuna gelmemiş olan bu davranış biçimlerine grubun, toplumun gelişmesine uygun yenilikleri eklenir. Bunlar süreklilik kazandığı gibi, bir süre sonra ortadan da kalkabilirler. Ama bir kez yerleşip de, geniş kitlelerce benimsenince olağan ve doğal olarak kabul edilir. Örneğin otobüse ön veya arka kapısından binmek, alışverişte sıraya girmek vb. artık doğallık kazanmış göreneklerdir. Görenekler günlük yaşamın gerekli gördüğü ilişkilerin düzenlenmesinde, bireyler arasındaki sürtüşmeleri azaltmakta, toplumsal ilişkilerin kolaylaştırılmasında belirleyici rol oynarlar. Komşu ziyaretlerinde, hasta yoklamalarında, alışverişte, tanışma ve tanıştırılmalarda nasıl davranılacağını belirleyerek ilişkilerin düzenlenmesine yardımcı olurlar. Töre: Töre yukarıda belirgin özellikleri ve işlevleriyle açıklamaya çalışılan kavramların tümünü içine alan geniş kapsamlı bir terimdir. Sözcüğün aslı Türkçe’dir; örf, adet, yol, kural, gelenek, görenek, yasa anlamlarını karşılamaktadır. Bir toplulukta, bir grupta, bir yöre halkında bireylerin uymakla yükümlü oldukları ya da uymaya zorlandıkları davranış kalıplarının ve tutumlarının tümünü içine alan töreler; özellikle geleneksel kesimde ve kırsal alandaki etkinliğiyle dikkat çeker. Töreleri zedeleyen ya da törelere aykırı sayılan davranışlar, çoğu kez bağışlanamaz bir tutumla yasalarca yargılanmasına izin verilmeden, bu toplum tarafından belirlenen cezalara çarptırılırlar. Zaman zaman ölüm cezasından toplumun dışına itilmeye kadar uzanan bu tepki, topluluğun üyelerine doğrulanması ve gerekli yaptırımlarla biçimlenir. Moda: Moda göreneğe bakarak daha kısa süreli olan, çabuk değişebilen öykülenme yoluyla yayılan temelinde değişiklik ve özgürlük dürtüsü yatan, geçici davranış biçimidir. Çabuk yayılması, var olana aykırı düşmesi, insanın değişik gereksinimlerinden kaynaklanması, ticari amaçlarla desteklenmesi, cins ve yaş grupları arasında daha belirgin olması, toplum katlarına ve sınıflarına göre ayrımlar göstermesi belli başlı özelliklerindendir. Modayı etkileyen ve yayan araçların başında sinema, tiyatro, televizyon, reklam şirketleri ve ticari kurumlar ve teknoloji gelmektedir. Bunların çoğu zaman bilinçli, kimi zaman da bilinçsiz olarak ortaya attığı fikirler çok geçmeden bu yeniliklere ve özgürlüklere açık olan kümelerce hemen benimsenirler; giderek daha geniş halkaları da içine alan bu yenilikler belirli bir süre etkinliklerini sürdürürler.
folklor.org.tr

Gönderen: Admin |