Türkülerim.net
Türküler
››› Bizim Türküler

|
Ana Sayfa Kategori :TÜRKÜ HİKAYELERİ DURHASAN KÖYÜNDE HANİFE HANIM TÜRKÜSÜ
Yıl 1940lı yıllardır. İkinci dünya savaşı ve onun ülkemize getirdiği ekonomik sorunlar ülkemizin en ücra köşelerinde en ağır
şekilde yaşanmaktadır. İşte böyle zor şartların olduğu bir dönemde Durhasan köyünde dul bir kadın vardır. Şeytan Hanife adı
verilen bu kadın eşi askerde kalmış iki çocuğu ile birlikte yaşamaktadır.. Gün gelir köyde hayat zor şartlar altında devam
eder. Birçok kişi Bursa ovasına çalışmaya gelerek para kazanır onunla geçimini sağlardı. Ayrıca köfün sepet örmeye gidenler
olur. Yaz kış gelmeyenler olmakla birlikte arada köye gelip gidenler olurdu. Okumak deseniz nerde. Ancak köye yakın yerlerde
Kur’an Kursuna giderseniz belki. Okulda yok. Ancak asker ocağında öğreniliyor. Bursa’ya gidecek araç yok. O dönemde askerden
yeni gelmiş olan Kapran Mehmet de yeni evli ve Rukiye adında bir kız çocuğuna sahiptir. Kapran Mehmet, Şeytan Hanife’ye
vurulur. Bunu açıkça söyler lakin ilk zamanları çekinse de böyle bir durumdan zamanla saklama gereği duymaz. Köy yerinde o
dönemde böyle şeyler hoş karşılanmasa da zaman zaman dul kalmış kadınların evlendiği olurmuş. Kapran Mehmet de zaman zan eşi
Hatice ye durumu anlatmış ve küçük kız çocuğunu da alıp gitmesini söylemiş. Lakin eşi onu bırakmamış. kapran Mehmet ille de
onu alacak bir yıla yakın ardından koşmuş. Başka bir şey istemiyormuş. Gece gündüz onu düşünüyormuş.
—Mehmet ağa yapma deseler de
—Sen çocuk sahibisin değer mi böyle şeyler
Fakat bir türlü gönlü kara bir sevdaya düşmüş. Gelin görün ki adı kara sevda başka karaları görmüyor. Nasıl olur diyenlere
böyle olur dedirtecek türden bu aşk. Gün gelir geçer bu iş iyiden iyiye alevlenir. Ve bir türkü yakar ki o zamanlarda köyün
dilinde. Hatta komşu köylerde söylenir.
Türkü öyle etkilidir ki bunun üzerine Hanife Hanım hiç yüz vermez.
Kapran Mehmet başlar türküye
Uzunca bir zaman haber bekler Hanife hanımdan. Ancak bakar ki bir gün Hanife Hanım Hanilerin Minarettin ile evlenmiştir. Bu
durum onu çok üzer ve yukarda yazmış olduğum türküyü söyler. Zaten herkesin birbirine yakın olduğu ve en ufak bir dedikodunun
yayıldığı bu dönemde bu türkü ağızdan ağza yaılır. Günümüzde kadınların düğünlerde ve özellikle yazın tarlalarda orak
biçerken söylenmektedir.
Gönderen: Admin | |